Banka Hesapları Bağış Yap

Kudüs ve Mescid-i Aksa Tarihi

Kudüs ve Mescid-i Aksa Tarihi

Peygamberler mirası Kudüs'ün 5000 yıllık tarihini İslami kaynaklar ışığında keşfedin. Hz. Ömer’den Selahaddin Eyyubi’ye, Osmanlı’dan günümüze Kudüs ve Mescid-i Aksa.

Arş’ın Kapısı, Peygamberlerin Mirası: Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın Kapsamlı Tarihi

Kudüs (el-Kuds), insanlık tarihinin sadece bir tanığı değil, bizzat yazıldığı merkezdir. İslam inancında "Mübarek Belde" olarak anılan bu şehir, yer ile göğün birleştiği, peygamberlerin dualarının yankılandığı ve tevhid mücadelesinin sembolleştiği kutsal bir havzadır.

İslami Literatürde Kudüs: İsimler ve Kavramlar

İslam kaynaklarında Kudüs için kullanılan isimler, şehrin mahiyetini anlamamıza yardımcı olur. En yaygın kullanılan "Beytü’l-Makdis" ifadesi, "Arınmış Ev" veya "Kutsal Ev" anlamına gelir. İbrani kaynaklarındaki "Beth Ha-Mikdash" ile kökteş olan bu isim, İslam’ın ilk dönemlerinde tüm şehri ifade etmek için kullanılıyordu.

Kur’an-ı Kerim’de şehir doğrudan ismiyle zikredilmese de, İsra Suresi’nin ilk ayetinde geçen "Mescid-i Aksa" (En Uzak Mescid) ifadesi ve pek çok ayette geçen "çevresi mübarek kılınan yer" (mubareken fiha) nitelemeleri, İslam alimleri tarafından ittifakla Kudüs ve çevresi olarak tefsir edilmiştir. Hadis-i şeriflerde ise "Arz-ı Mukaddes" veya "İlya" (Roma döneminden kalma Aelia Capitolina isminin Arapçalaşmış hali) olarak geçer.

İlk İnşa ve Peygamberler Dönemi: Tevhidin Merkezi

İslam inancına göre Mescid-i Aksa’nın tarihi, insanlığın yeryüzündeki ilk mabedi olan Mescid-i Haram (Kabe) ile başlar. Sahih-i Buhari ve Müslim’de geçen Ebu Zer (r.a.) rivayetine göre, Mescid-i Aksa, Kabe’den 40 yıl sonra inşa edilmiştir.

  • Hz. İbrahim (a.s.): M.Ö. 1900’lü yıllarda Mezopotamya’dan Filistin topraklarına hicret eden Hz. İbrahim, Kudüs’ü bir tevhid merkezi haline getirmiştir. İslami kaynaklara göre o, bu bölgede hem yaşamış hem de tevhid inancını yaymıştır.

  • Hz. Davud ve Hz. Süleyman (a.s.): İslam perspektifinde bu iki şahsiyet, Yahudi geleneğindeki "krallardan" ziyade "hükümdar-peygamberlerdir". Hz. Davud şehri feth etmiş, Hz. Süleyman ise cinlerin ve insanların yardımıyla o devirdeki en muazzam mabedi (Beytü’l-Makdis) inşa etmiştir. Bu inşa süreci, İslami literatürde "Süleyman Mabedi" olarak değil, tevhidin sembolü bir mescid olarak kabul edilir.

  • Hz. Zekeriya, Hz. Yahya ve Hz. İsa (a.s.): Kudüs, Hz. Meryem’in mabette (Mihrab) mucizelerle rızıklandırıldığı, Hz. Zekeriya’nın müjde aldığı ve Hz. İsa’nın tebliğini yürüttüğü şehirdir. Dolayısıyla Kudüs, Müslümanlar için Hristiyanlık öncesi tüm peygamberlerin ortak mirasıdır.

İsrâ ve Mi’rac: Kudüs’ün Ümmete Emanet Edilmesi

İslam tarihinde Kudüs’ü vazgeçilmez kılan en önemli olay, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) M.S. 621 yılında gerçekleştirdiği İsrâ ve Mi’rac yolculuğudur.

  • Gece Yürüyüşü (İsrâ): Efendimiz, Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya getirilmiştir. Burada tüm peygamberlere namaz kıldırması, onun "İmamü’l-Enbiya" (Peygamberlerin İmamı) sıfatını pekiştirmiş ve Kudüs’ün liderliğini manevi olarak devraldığını simgelemiştir.

  • Gök Kapısı (Mi’rac): Peygamberimiz, bugün Kubbet-üs Sahra’nın içinde bulunan Hacer-i Mualla (Muallak Taşı) üzerinden semaya yükselmiştir. Bu olay, Kudüs’ü İslam’ın kozmolojik haritasında "göğe açılan kapı" haline getirmiştir.

  • İlk Kıble: Müslümanlar, hicretten sonra Medine’de 16-17 ay boyunca namazlarında Kudüs’e yönelmişlerdir. Bu durum, Müslüman kimliğinin inşasında Kudüs’ün kurucu bir rol oynadığını gösterir.

Hz. Ömer Dönemi ve İlk Fetih: Adaletle Gelen Barış (637)

Hz. Peygamber’in vefatından kısa süre sonra, Halife Hz. Ömer döneminde Kudüs, Bizans İmparatorluğu’ndan savaşsız bir şekilde teslim alınmıştır. Patrik Sophronius, şehri bizzat Halife’ye teslim etmek istemiştir.

  • Ömeriyye Ahitnamesi: Bu belge, dünya tarihinin ilk din ve vicdan hürriyeti belgelerinden biridir. Hz. Ömer, Hristiyanların canlarını, mallarını, kiliselerini ve haçlarını güvence altına almıştır. Hiçbir kilisenin camiye çevrilmeyeceğini vaat etmiştir.

  • Mescid-i Aksa’nın İhyası: Şehre girdiğinde Bizanslılar tarafından çöplüğe dönüştürülen Harem-i Şerif alanını gören Hz. Ömer, bizzat kendi elleriyle alanı temizlemeye başlamış ve güney kısmına basit bir mescid (bugünkü Kıble Mescidi’nin atası) inşa ettirmiştir.

Emevi ve Abbasi Dönemleri: Altın Çağ ve Mimari Deha

Kudüs, Emevi hanedanı döneminde siyasi ve mimari açıdan zirvesini yaşamıştır. Şam’ı merkez yapan Emeviler, Kudüs’e büyük yatırım yapmışlardır.

  • Kubbet-üs Sahra (691): Halife Abdülmelik bin Mervan tarafından inşa edilen bu yapı, İslam sanatının en eski ve en görkemli eseridir. Altın kubbesiyle bilinen bu yapı, Hacer-i Mualla taşını koruma altına alan bir anıt eserdir.

  • Mescid-i Aksa (Kıble Mescidi): Halife Velid bin Abdülmelik tarafından tamamlanan bu yapı, binlerce insanın aynı anda namaz kılabileceği bir ulu cami formuna kavuşturulmuştur.

  • İlim Merkezi: Abbasi döneminde Kudüs, Bağdat’tan sonra İslam dünyasının en önemli ilim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Binlerce hadis ravisi, fakih ve mutasavvıf bu şehre yerleşmiştir. İmam Gazali, ünlü eseri İhya-u Ulumiddin'in bir kısmını Mescid-i Aksa’da yazmıştır.

Haçlı İstilası: Kudüs’ün En Karanlık 88 Yılı

1099 yılında Haçlı orduları Kudüs’ü kuşatıp ele geçirdiğinde, İslam tarihinin en büyük trajedilerinden biri yaşandı. Haçlı tarihçisi Raymond d'Aguilers’in de itiraf ettiği gibi, "Mescid-i Aksa alanında insanlar diz boyu kanın içinden geçiyordu."

  • Mekanların Tahribi: Kubbet-üs Sahra "Templum Domini" adıyla kiliseye çevrildi, Mescid-i Aksa ise at ahırı ve şövalye karargahı olarak kullanıldı. Müslümanlar ve Yahudiler şehirden tamamen temizlendi veya katledildi.

  • Nureddin Zengi’nin Rüyası: Kudüs’ün kurtuluşu için ilk sistemli hazırlığı Nureddin Zengi başlattı. Mescid-i Aksa için meşhur "Nureddin Zengi Minberi"ni Halep’te yaptırdı ve "Bu minber bir gün Aksa’da duracak" dedi.

Selahaddin Eyyubi: Kudüs’ün İkinci Fatihi (1187)

1187 yılındaki Hittin Savaşı’nın ardından Selahaddin Eyyubi, Miraç gecesine denk gelen bir günde Kudüs’ü yeniden İslam topraklarına kattı.

  • Eyyubi Adaleti: Selahaddin, Haçlıların 88 yıl önce yaptığı katliamın aksine, şehirdeki Hristiyanlara tam bir can ve mal güvenliği sağladı. Şehri terk etmek isteyenlerin güvenle gitmelerine izin verdi.

  • Vakıf Sistemi: Selahaddin, şehrin İslami kimliğini korumak için "Eyyubi Vakıfları"nı kurdu. Şehrin etrafındaki köyleri ve arazileri Mescid-i Aksa’nın bakımına vakfetti. Bugün Kudüs’teki pek çok tarihi medrese ve zaviye bu dönemin izlerini taşır.

Memluklar: Kudüs’ün Taşlarla Yazılan Tarihi

Moğolları durduran Memluk sultanları (Baybars, Kalavun, Kayıtbay), Kudüs’e olan hürmetlerini mimariyle gösterdiler. Bugün Kudüs "Eski Şehir" sokaklarında gördüğünüz o meşhur sarı-kırmızı taşlı (Ablaq tekniği) yapılar, muazzam kapılar ve medreseler Memluk dönemine aittir.

Memluklar döneminde Kudüs, askeri bir garnizon değil, tamamen bir "ilim şehri" olarak yapılandırıldı. Şehirde 100’den fazla medrese inşa edildi ve Mescid-i Aksa’nın revakları bu dönemde bugünkü halini aldı.

Osmanlı Hakimiyeti: 400 Yıllık İstikrar ve Surlar (1517-1917)

Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mercidabık zaferiyle şehre girmesi, Kudüs tarihinde yeni bir huzur dönemini başlattı.

  • Kanuni’nin Mirası: Şehrin bugün hala ayakta olan muazzam surları Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilmiştir. Kanuni ayrıca Hürrem Sultan adına büyük bir imaret (aşevi) kurdurmuş, Kudüs’e su getirmek için "Süleyman Kanalları"nı restore ettirmiştir.

  • Harem-i Şerif’e Saygı: Osmanlı sultanları, kendilerini Kudüs’ün hakimi değil, "Hadimü’l-Harameyn ve’l-Kuds" (Mekke, Medine ve Kudüs’ün Hizmetkarı) olarak gördüler.

  • Kudüs Sancağı: Osmanlı, şehri "Kudüs-i Şerif Mutasarrıflığı" olarak doğrudan merkeze bağlı özel bir statüyle yönetti. Farklı Hristiyan mezhepleri arasındaki "Kutsal Kabir Kilisesi" anahtarı kavgası, Osmanlı’nın "Statüko" kararnamesiyle çözüldü ve bu kararname bugün hala geçerlidir.

Sultan II. Abdülhamid Han ve Siyonizmle Mücadele

  1. yüzyılın sonunda Siyonizm akımı güçlendiğinde, Kudüs toprakları hedef haline geldi. Theodor Herzl’in Osmanlı borçlarının silinmesi karşılığında Filistin’den toprak talep etmesine II. Abdülhamid Han’ın verdiği tarihi cevap, İslam tarihinin en onurlu duruşlarından biridir:

"Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla kazanmışlardır... Yahudiler milyonlarını saklasınlar; benim imparatorluğum parçalandığı zaman Filistin’i karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat biz sağ olduğumuz müddetçe üzerimizde ameliyat yapılmasına izin vermeyiz."

Bu dönemde Abdülhamid Han, toprak satışını engellemek için bölgeyi "Hazine-i Hassa" (Padişahın özel mülkü) ilan etmiş ve Yafa-Kudüs demiryolunu inşa ettirerek şehri merkeze bağlamıştır.

Modern Dönem: İngiliz İşgali ve Güncel Durum

9 Aralık 1917 tarihinde Osmanlı ordusunun şehirden çekilmesiyle, 400 yıllık barış dönemi sona erdi. İngiliz General Allenby’nin şehre girerken "Haçlı seferleri şimdi bitti" dediği rivayet edilir.

  • 1948 ve 1967 Felaketleri: 1948’de İsrail’in kuruluşu ve 1967’deki "Altı Gün Savaşı" ile Kudüs’ün tamamı (Doğu Kudüs dahil) işgal altına girdi.

  • Mescid-i Aksa’nın Tanımı: Bugün en büyük kafa karışıklığı Mescid-i Aksa’nın neresi olduğu üzerinedir. Gerçek şudur: 144 dönümlük surlarla çevrili Harem-i Şerif alanının tamamı (içindeki tüm camiler, bahçeler, revaklar ve yeraltı mahzenleri dahil) Mescid-i Aksa’dır. Kubbet-üs Sahra bu alanın mücevheridir, Kıble Mescidi ise ana namaz alanıdır; ancak ikisi de Mescid-i Aksa’nın parçalarıdır.

Kudüs Ümmetin Pusulasıdır

Kudüs’ün tarihi, İslam dünyasının genel durumunun bir aynasıdır. Müslümanlar ne zaman ilimde, adalette ve birliktelikte ileri gitmişlerse Kudüs özgür ve huzurlu olmuş; ne zaman zaafiyete düşmüşlerse Kudüs hüzne boğulmuştur.

Kudüs, sadece Filistinlilerin değil, Endonezya’dan Fas’a kadar tüm Müslümanların ortak kimliğidir. Mescid-i Aksa’yı korumak, sadece bir toprak parçasını savunmak değil, insanlığın ortak hafızasını ve peygamberlerin mirasını savunmaktır.

Kaynakça:

  • TDV İslam Ansiklopedisi (Kudüs ve Mescid-i Aksa Maddeleri): Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hazırlanan, akademik derinliği en yüksek Türkçe kaynaktır.

  • Prof. Dr. Abdallah Marouf Omar - "Kudüs Tarihi": Eski Mescid-i Aksa sorumlusu ve akademisyen olan Marouf, İslami kaynaklarla modern tarihi birleştiren en yetkin isimlerden biridir.

  • Mücîrüddin el-Hanbelî - "el-Ünsü’l-Celîl bi-Târîhi’l-Kuds ve’l-Halîl": 15. yüzyılda yazılmış, Kudüs’ün en önemli klasik tarih kaynağıdır.

  • Aref el-Aref - "The History of Jerusalem": Kudüs’ün mimari ve siyasi tarihini detaylıca ele alan temel eserlerden biridir.

  • UNESCO - "The Old City of Jerusalem and its Walls": Şehrin uluslararası statüsü ve kültürel mirasına dair resmi teknik raporlar.

  • Ibn Khaldun - "Mukaddime": Kudüs’ün ve Beytü’l-Makdis’in inşasına dair sosyolojik ve tarihi perspektifler.

  • Al-Quds University Digital Library: Kudüs çalışmaları üzerine dijital arşiv ve makaleler.

Paylaş